Develer

Develer , özellikle Arap ülkelerinde veya çöllerde yani sıcak bölgelere sahip Güney Yarım Küre ‘de yetişmektedir . Çöllerin dayanıklı çift hörgüçlü memeli hayvanlarıdır . Asya ve Afrika develeri diye 2 gruba ayrılmaktadırlar . Develerin omurgası bir zebranın omurgasından daha düzgündür . Çölde oluşan kum fırtınalarından korunmak maksatlı 3 adet göz kapağı mevcuttur . Bugün Dünya üzerinde yaklaşık olarak ortalama 20 milyona yakın deve bulunmaktadır . Develer çöllerde 15 gün boyunca bir damla dahi su içmeden yaşayabilir . Bunun sebebi ise hörgüçlerine depolanan sıvılardır . Develer çok fazla kin tutmasıyla bilinen hayvanlardır . Ona veya dikkatini çeken bir şeye veya bir canlıya yapılan kötülüğü yıllarca hafızasında saklayarak unutmayabilirler ve sürekli intikam peşinde olurlar . Eğer kötülük yapan kişiyi yakalarlarsa mutlaka intikamını almaya çalışırlar . İntikamdan kasıt devenin ısırması veya salyalarıyla boğmasıdır . Develer çölde rahatça yürüyebilmelerini ayaklarındaki toynakların sayesinde gerçekleştirebilirler . Onlara diğer atlar veya eşekler gibi nal çakılmaz . Nasıl ki at yavrusuna tay veya eşek yavrusuna sıpa deniliyorsa deveninde yavrusuna köşek denmektedir . Develer hakkında bilinmedik ve bizleri hayrete düşürecek bir bilgide tam olarak 4 adet midelerinin bulunmasıdır . Deve sütü insan bedenine çok sağlıklı yaramaktadır . Afrodizyak etsikisi dahi yaratmaktadır . Uzun yıllar önce tarihte kervanların ilerlemesini sağladığı bu hayvan bir çok ticaret yolunda da büyük sorumluluklar üstlenmişlerdir . Teknoloji gelişmeden evvel develer üzerinden günlerce hatta aylarca sürecek ticari yolcuklar yapılmıştır . Dünya üzerinde genellikle Arap ülkelerinin tercih ettiği develer günümüzde ise daha çok ilgi çekmek için tercih edilir . Beslenmek amaçlı da eti çok lezzetli olan bir canlıdır .

Oksijen

Oksijen , atam numarası diye adlandırdığımız sıralamada 8 numaraya sahip olan ve ‘ O ‘ harfi ile simgelenen kimyasal bir elementtir . Oksijen ismi bir çok kimyasal terim gibi Yunanca kökenli bir kelimedir . Oksijen Dünya üzerinde bulunan bitkiler hariç bütün canlıların yaşam desteğini sağlayan bir elementtir . Dünya üzerindeki hiçbir canlı oksijen olmadan yaşamlarını sürdüremezler . Akciğerlerimizin teneffüs ettiği oksijen canlılara yaşam kalitesi katmasının yanı sıra Dünya atmosferini oluşturan ve bu oluşumda ki en büyük pay sahibi olan bir elementtir . Dünya ‘daki en gelişmiş form olan insanlar tarafından yapılan araştırmalara göre Evren ‘deki hiçbir gezegende oksijen bulunmamaktadır . Kendi atmosferi olan gezegenlerde dahi oksijen elementi minimum düzeyde bulunmaktadır . Bu düzeyde ki oksijen bir insanın yaşamını sürdürmesini sağlayamadığı gibi Dünya ‘da yaşayan hiçbir canlıyada ev sahipliği yapamaz . Bir çoğumuza hayat verdiği söylenen ve aynı zamanda Dünya ‘daki bir çok canlıyı rahatlatan veya ferahlatan su ise %88 ‘i oksijene sahiptir . İnsanlık bir yana tüm canlılara verilen büyük nimetlerden en başında gelen su , bir çoğumuzun beslenme , yaşama veya kişisel dahi olmak üzere temizlik konusunda önemli rol oynamaktadır . Suyun büyük bir çoğunluğu oksijenden oluştuğu için bu doğal element bizim yaşam anahtarımız olmasının yanı sıra bir çok bilim insanınında önemli buluşlarında baş rol oynamaktadır . Oksijen elementlerin arasında biz insanoğluna en faydalı elementtir . Bir insan solunum yapamadığı zaman kalp kan pompalayamaz ve kan dolaşımı durduğu için sahip olduğumuz beyin işlevsiz hale gelir . Bu durumu ayakta tutan tek element oksijendir . İnsanlığa verilen ve insanların göremediği en büyük soyut nimettir .

Dikiş Makinesi

Dikiş Makinesi , bir çok farklı çeşitlerden oluşan tekstil ürünlerinin dikimini gerçekleştirmek için kullanılan bir makinedir . Tarihte bilinen ilk dikiş makinesi Fransa ülkesinde yaşayan ve aynı zamanda Fransız uyruklu olan Barthelemy Thimonnier tarafından icat edilmiştir . Barthelemy Thimonnier tarafından 1830 yılında icat edilen ve dönemin sıra dışı olarak nitelendirdiği bu eşsiz görülen makine yine pratik zekanın vermiş olduğu meyvelerin en önemlisidir . Çünkü insan için en başta gelen 3 unsur yemek , barınmak ve giyinmektir . Giyinmek unsurunu en pratik hale getiren bu değerli mucit Barthelemy Thimonnier uzun uğraşlar ve çabalar sonucu 1830 yılında dikiş makinesini icat etmiştir . Bu insanlığa yararı dokunacak ve gerçekten büyük önem arz eden buluş ne kadar harikulade bir zekanın ürünü olmuş olsa da gelişen insanlıkla birlikte geliştirilmiştir . 1830 yılında Barthelemy Thimonnier tarafından icat edilen dikiş makinesi 1846 yılın ABD ‘li Elias Howe tarafından geliştirilmiştir . Bu gelişimiyle birlikte daha da pratik bir hal alan dikiş makinesi artık seri üretimlerde kullanılabilecek ve bir çok insanın temel ihtiyacı olan giyinme unusurunu da es üst düzeyden süsleyip taçlandırmıştı . Denildiği gibi kendini geliştirmekte olan insanlık beraberinde bir çok buluşu da geliştirdiği için bu dikiş makinası da geri kalmadı . İlk başlarda el ile kullanılan dikiş makinesi zamanla gelişerek ayak ile destekli bi şekilde de kullanılmaya başlandı ve bunlarında yanı sıra çağ atladıkça gelişmeye devam eden bu buluş son halini elektrik ile çalışarak üretmeye başlamakla taçlandırmıştır . Günümüzdeki teknoloji ile tanışan dikiş makineleri seri üretimlerin yanı sıra arzu eden insanlarında evlerinde bulunabilen bir makinedir . 1830 yılında icat edilen bu buluş günümüzde halen daha önemli bir rol oynamaktadır .

Kömür

Kömür ; katı , koyu renkli , karbon dahil olmak üzere yanıcı gazlara sahip olduğu gibi zengin bir kayaçtır . Dünya ‘nın bir çok noktasında bulunan kömür yer yüzeyine en yakın yerlerde veya daha derinlerde rastlanabilcek bir kayaçtır . Torkugillerden oluşan kömür aslında dünyanın sahip olduğu katmanlar arasında da yer alabilir diyerbiliriz . Kömür , organik maddelerin kısmi ayrışması nihayetinde kimyasal dönüşümlere uğramasından dolayı oluşan bir çok madde içermektedir . Kömürün sahip olduğu organik maddelerinin kimyasal dönüşüme uğrama sürecine kömürleşme denmektedir . Kömürün tarihi bilinen şekilde günümüzde şöyle anılmaktadır ; Milattan Önce Çinliler tarafından farkedilip kullanılmaya başlanmıştır . Fakat kömürün en sık ve yoğun kullanımı 18. Yüz yılın ikinci yarısından itibaren başlamıştır . Dünya geliştikçe kömür kullanımıda artmıştır . Gelişen sanayileşme ve endüstri bir çok ürünü imal etmek amaçlı veya kullanılır hale getirmek için kömürü kullanmıştır . Kömür Dünya tarihinde gittikçe önemli ve vazgeçilmez bir mineral haline getirilmiştir . Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde büyük bir ölçüde tercih edilmeyen kömür halen daha Dünya gözünde yer altı zenginliği olarak bilinmektedir . Aslına bakılırsa Dünya doğalgazı keşfetmeden evvel her bireyin ve aileninde vazgeçilmez yaşam kaynaklarından birisiydi . Bir çoğumuzun evini ve ocağını ısıtan bu doğal mineral bir çok emekçinin yer altından çıkartıp evlerimize kadar ulaştırması da tarafımızdan bakıldığında gerçekten çok zor bir işlem olarak görülmektedir . Tüketici kimliğiyle yıllarca kömür kulanan bireyler belkide evine kadar gelen kömürlerin ne kadar zorlu ve karışık işlemlerden geçtiğini bilmemekteydi . Gelişen teknolojiyle 2. Planda kalan kömür ülkemizde hala Anadolu bölgesinde vazgeçilmez bir mineral olarak bir çok kişinin vazgeçilmezi de diyebiliriz .

DOMUZ GRİBİ

Domuz gribi normalde domuzlarda görülen A tipi grip virüsünün yol açtığı bir solunum yolu hastalığıdır . Belirtileri ağır bir grip vakası ile aynıdır . Hastalık yüksek ateş , öksürük , yutkunma zorluğu , eklem ağrıları , halsizlik ve kırıklık olarak kendini gösterir . Virüs bazı bünyelerde aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor . Domuz gribi , domuzdan domuza ve domuzdan insana bulaşmaktadır .Özellikle domuz çiftliklerinde çalışanlara , domuz dışkısıyla temas edenlere kolaylıkla bulaşır . Hastalığın insandan insana bulaştığı vakalar da var görülmektedir . Öksürmeden ve hapşırmadan kaynaklanan damlacıklarla ve solunumla insandan insana bulaşır . Domuz gribinin insandan insana bulaşma riski , hastalığın hızla yayılma tehlikesini yaratıyor . Domuzlarda öldürücü olmayan bu hastalık , insanlarda öldürücü etki göstermektedir .

Domuz gribinden korunma yolları

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre ilk olarak Meksika’da görülen domuz gribi virüsünün tipi A/H1N1. Bu virüs insan , domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor . Domuz gribine karşı , domuzlara yapılan bir aşı var ama insanlar için üzerinde çalışılmasına rağmen henüz bir aşı geliştirilmemiştir . Dediğimiz gibi ; tedavi için henüz özel bir ilaç yok , bu da hastalığın öldürücülüğünü gün geçtikçe daha da artırıyor . Bilinen grip tipleri yaşı oldukça ilerlemiş insanları hedef alırken , domuz gribinde ölümcül seyreden vakalar ise daha çok 25 – 45 yaş arası insanlarda görülmektedir . Domuz gribinden korunmak için özellikle hastalığın bulunduğu bölgelerde maske takmak , hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekiyor . Uçakla sık seyahat eden kişilerin uçakta ve hava alanlarında dikkatli olması son derece önemlidir .

Eğer belirtilen şüpheleri taşıyorsanız , derhal bir doktora danışınız .

Evlilikte Altın Kurallar

Evlilik… İki insanın tek vücut ve tek ruh olduğu, hayatı değiştiren ve yeri gelince cennet yeri gelince cehennem olan o alınması zor karar… Evet zor dedim çünkü, erkekler için ve kadınların hayatlarını birleştirmek ve bir ömür arkadaş olmak için seçtikleri kişi; hayatı size zindan da yapar, içinde bin bir güzelliği barındıran yalnızca sizin görebileceğiniz müthiş bir yaşamı da sunar… Bu yüzden verdiğimiz kararları iyi düşünmeliyiz. Zira severek evlendiğiniz insanın içinden bir yabancı çıkabilir. Evliliğinin mutlu bir şekilde sürmesini isteyen ve bunun için çabalayan çiftlerin evlilikte daha başarılı olduğu görülmektedir. “Peki bu insanlar bunu nasıl başarıyor?” gibi sorular aklınızdan geçiyorsa, işte size birkaç altın öneri…
İlk olarak partnerinizi iyi tanımaya özen gösterin. Yani nelerden hoşlanıp, hoşlanmadığını çok iyi çözümlemelisiniz. Onun bakışından ve hareketlerinden neler düşündüğünü iyi anlayacak kadar iyi tanımaya özen gösterin. Size ara sıra söylediği aşk sözcüklerini ve nasihatlerini dikkate alın ve size gösterdiği ilgiyi siz de ona göstermeye özen gösterin. Hayatıyla ilgili önemli kararları alması gerektiği durumlarda onu iyice dinleyin. Size mantıklı geliyorsa destek olun, eğer mantıklı gelmiyorsa; onun hoşuna gidecek sözcüklerle dolu ve mantıklı bir açıklama yapın ve onun bu açıklamadan tatmin olup olmadığını dikkatlice inceleyin. Ve bunu ufak bir detay olarak görmeyin. Biliyorsunuz ki ufak dediğimiz şeyler biriktikçe çığ halini alır ve istemediğimiz sonuçları elde etmemize neden olur. Ayrıca ona arada bir de olsa ufak sürprizler yapın ve fikirlerinizin özgün olmasına özen gösterin. Zira basmakalıp sürprizler yaparsanız, kendini diğer hem cinslerinden özel hissetmez ve beklediğiniz güzel tepkileri alamayabilirsiniz. Aynı evde yaşıyorken, paylaştığınız yatak gibi dertlerinizi, mutluluklarınızı ve hayatın size yüklediği yükleri de birlikte paylaşın. Ve aranızdaki sorunları ilk önce kendi aranızda halletmeye çalışın, sorun çözülmeyecek gibi görünüyorsa bir aile psikoloğundan ve yakın arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Emek harcamadan fevri kararlar almayın.

İlişkilerde En Sık Yaşanan Kavga Sebepleri

Bebeklerde Gaz Problemi

Her bebekte meydana gelebilen gaz problemi anne ve babaların en çok şikayet ettiği problemlerden biridir. Bebekler anne sütü ile beslendiği dönemlerde en çok gaz orunu yaşarlar. Bunun sebebi bebeği emzirirken doğru pozisyonda tutmamak, emdikten sonra gazını çıkarmamak ve annenin beslenmesinden kaynaklanmaktadır. Bebeklerde gaz problemi doğal bir durumdur. Fakat bunu en aza indirmek için anneler biraz daha dikkatli olması gerekmektedir.

Bebeklerde Gaz Problemi Neden Olur ve Nasıl Giderilir?

Bebeğiniz emdikten sonra gazının çıkarılması bebeğin daha huzurlu olmasını sağlar. Aksi halde ağlama nöbetleri ile karşı karşıya kalınabilir. Bu durum annenin paniklemesine sebep olabilir. Bebeğinizin gazı çıkarıldığında daha rahat olduğunu gözlemlersiniz. Bebeklerdeki gaz problemlerinin diğer bir sebebi ise annenin beslenmesidir.

Anne gaz yapıcı gıdalardan uzak durduğunda bu sorun en aza indirilmiş olur. İnek sütü ve mama ile beslenen bebeklerde gaz problemi daha sık olmaktadır. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız. Gaz sancıları bebeğin ağlamasına ve uykusuzluğuna sebep olacağından gaz sancıları başladığında minik egzersizler ile bebeğinizin gazını çıkarabilirsiniz. Egzersizler sonucunda da bebeğiniz hala gaz sancısı çekiyorsa ılık bir havluyu karın kısmına koyarak vücudunun rahatlamasını sağlayabilirsiniz.

Bazı bebeklerde gaz problemi kronikleşebilir. Bu durumda ebeveynler ilaca başvurmak isteyebilirler. Fakat ilaç kullanmak yerine başlangıç olarak doğal yöntemleri tercih edilmelidir. İlaca başvurulacak koşullarda ise doktor gözetimi olması gerekir. Kimi bebek gaz sorunu yüzünden sürekli huzursuz bir haldedir. Bebeğinizi özellikle besledikten sonra gazını çıkartmanız onu rahatlatacaktır.

Bebeklerde gaz problemi her bebeğin gelişim döneminde karşılaştığı problemlerdendir. Bu durum karşısında ebeveynler panik yapmadan bebeğin gazını çıkartmalıdır. Gaz sorunu her bebekte normal karşılanacak tepkilerden biridir. Önemli olan bunun beslenmeden kaynaklığı olduğunu bilinçli bir şekilde bilmektir.

 

İshale Ne İyi Gelir ?

Abajur Temizliği Nasıl Yapılır Abajur Bakımı Yapmanın Püf Noktaları Nelerdir?

Evinizde ışıklandırmalarda kullandığınız abajurlar zamanla kirlenebilir. Lamba ve toz olma durumuna karşı abajurlarınızı temizlemek isteyebilirsiniz.

Öncelikle her abajur modeli ve kullanılan malzeme farklı olduğundan abajurunuzu buna göre temizleme yapmalısınız. Kumaş abajurlar sıkça tercih edilen abajurlardır. Bunun için patates unu kurtarıcınız olabilir. Patates ununu abajur üzerine serpip birkaç dakika beklettikten sonra bir fırça yardımı ile abajurunuzu temizleyebilirsiniz.

Hasır abajurlarınız için süt kullanımı daha uygundur. Bir sünger yardımı ile hafifçe silme işlemi yaptıktan sonra kurutup abajurlarınızı temizleyebilirsiniz. Kağıt abajurlarda ıslak bez kullanımı abajuru boza bilir. Bu sebeple kuru ve yumuşak bez tercih ederek tozunu almanız önerilir. İpek kumaştan yapılmış abajurlarda ise çok az miktarda benzini bezinizin üzerine damlatarak silme işlemi yapabilirsiniz.

Aydınlatma amaçlı kullanılan abajurlarınızın temizliğine başlamadan önce abajurda kullanılan malzemeye dikkat etmenizde fayda var. Özellikle yazılı kağıtlar ile yapılmış abajurların temizliğini ıslak bez ile yaparsanız yazıların silinmesi ile karşılaşabilirsiniz. Buna dikkat ettiğinizde herhangi bir aksilikle karşılaşmazsınız.

 

Sigarayı Bırakmak Kilo Aldırır Mı ?

Ayak Şişmesi Nasıl Oluşur? Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Toplumda sık yaşanan sağlık sorunlarından biri de ayak şişmesi sorunudur. Genelde tehlikeli sonuçlara varmayan bu sorun kısa süreli sürmekte ve genelde kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Ayaklarda yer alan lifli damarlardan akan sıvının dokularda birikmesi sonucu meydana gelen ayak şişmesi sorunu uzun süre devam ettiği takdirde bireyin iş ve sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir.

 

Ayak Şişmesini Meydana Getiren Nedenler

  • Uzun süre hareketsizlik: Uzun süre hareketsizlik sonucunda ayaklarda bulunan damarlara kan akışı minimuma inmekte bunun sonucunda da ayak şişmesi sorunu ortaya çıkmaktadır.
  • Aşırı kilolar: Ayak şişmesine neden olan unsurlardan biri de aşırı kilolar vücudu taşımakla da görevli olan ayaklar aşırı yüklenme sonucunda işlevini bozabilmekte ve sonuç olarak şişebilmektedir.
  • Ağır darbeler: Kaza veya ağır darbeler sonucunda da ayak şişmesi sorunu meydana gelebilmekte darbe alan ayaklarda ilk önce damarlar sonra da dokular zarar görmekte bunun sonucunda da şişebilmektedir.

 

Ayak Şişmesinde Yapılması Gerekenler

  • Şişen ayakların havaya kaldırılması: Kanın düzenlemesinde de rol alan havaya kaldırma yöntemi ayak şişmesi sorunlarında etkili yöntemlerdendir. Şişen ayakların bir müddet havada kalması şişliğin inmesi konusunda faydalar sağlamaktadır.
  • Buz uygulaması: Eski tarihlerden beri şişlikler için kullanılan tedavi yöntemlerinden olan buz uygulaması ayak şişmesi sorununda da etkili yöntemlerden şişen bölgeye birkaç dakika uygulandığı takdirde şişliğin indiği görülmüştür.

 

Ayak Şişmesinde Ciddiye Alınması Gereken Durumlar

  • Sürekli ve nedensiz ayak şişmesi ciddiye alınması gereken durumlardan ve bu durumda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.
  • Ayaklarda renk değişimi oluştuğu da vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.

 

Tedavisi

Ayak şişmesi sorunun tedavisi oldukça basittir. Tedavide genelde hekim tarafından reçeteli olarak yazılan şiş indirici merhemler uygulanmaktadır. Masaj uygulaması ile şişen ayaklara sürülen merhemler sayesinde ayak şişmesi sorunu kısa sürede ortadan kalkmakta ve birey günlük hayatına kaldığı yerden devam etmektedir.

 

Not: Yazı bilgi içeriklidir. Reçete değildir.

 

Mutfak Perdesi Modelleri

Yumurta Yıkanmalı mı Yoksa Yıkanmamalı Mı

Yumurta,kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerindendir.Anne sütüne yakın bir kaliteye sahip olan yumurta, aynı zamanda bir protein kaynağıdır.İçeriğinde birçok vitamin ve minareleri barındırır.Bu sebeple çocukların gelişim ve okul başarılarında etkin bir role sahiptir.

Ancak; bu besin doğru koşullarda saklandığında sağlığımıza faydalı olmakta,aksi taktirde uygun saklama koşullarıyla muhafaza edilmediğinde bir takım hastalıklara davetiye çıkartmaktadır.

Marketten aldığımız yumurtaları yerleştirirken birçoğumuzun aklına şu soru gelebilir: ‘’Dolaba koymadan önce, yumurta yıkanmalı mı yoksa yıkanmamalı mı?

Yumurtalar dolaba girmeden önce kesinlikle yıkanmamalı,kendi karton kutularında saklanmalıdır. Çünkü yumurtanın dış kabuğu koruyucu bir tabakayla kaplıdır ve bu tabaka, yıkanmakla koruyuculuk özelliğini kaybeder.Böylece zararlı mikroorganizmalar dış kabuktan içeri emilerek yumurtanın bozulmasına sebep olur.Yumurtalar yıkanmadan buzdolabına konulmalıdır.Eğer çok kirliyse kuru bir bez veya fırça yardımıyla kabuğu hafifçe temizlenebilir.

Pişirmeden önce yumurta yıkanmalı mı yoksa yıkanmamalı mı ?

Yumurtalar kullanılmadan hemen önce yıkanmalı ve kağıt havluyla kurutularak pişirilmelidir.Unutulmamalıdır ki ;doğru şekillerde saklanmayan besinler, sağlığımıza fayda değil zarar verir…