pardesü modelleri Travesti

Pardesü ModelleriHer kadının kullanabileceği farklıdır. Bu tarz kıyafetler günlük yaşamda kolaylık sağarken aynı zamanda tarzınıza uygun modellerle şık bir görüntü sergileyebilirsiniz. Bu nedenle size uygun bir seçim yapmanız hem rahat olmanızı hem de şık olmanızı sağlar. Farklı kalıplarda tasarlanan modeller bulunduğu gibi işlemeleri ile ya da sadeliği ile modeli ya da kesimi ile size uygun modeller de bulunabilir. Uygun seçimler daha ince görünmenize ya da daha uzun görünmenize yardımcı olacaktır.
Eğer basen probleminiz varsa kullanabileceğiniz için dökümlü kumaşları tercih edebilirsiniz. Özellikle bordo, siyah ve lacivert tonlarında tercih edebileceğiniz dökümlü kumaşlardan hazırlanmış bir pardesü modeli sizi daha ince göstereceği gibi basenlerinizi de gizlemenize yardımcı olacaktır. Bunun dışında kullanabileceğiniz kalıplarda da salaş modelleri kullanabilirsiniz. Ancak balonlu, pileli modeller tercih etmeniz halinde basenlerinizi de daha kalın hale getirmeniz söz konusu olacaktır.
Basen sorunu dışında dikkat çeken bir başka nokta da omuzların geniş olmasıdır. Özellikle pardesü gibi dış giyim ürünlerinin tercihinde omuzlardan yana sıkıntı çekiyorsanız daha düz modelleri kullanabilirsiniz. Düz renkler omuzlarınız daha ince gösterecektir. Bunun yanı sıra modelinizde fermuarlı tasarımlara yer verebilirsiniz. Travesti Bu tasarımlar da omuzlarınızı daraltmanıza yardımcı olacaktır. Aynı şekilde kullanabileceğiniz nde kendinden desenli modelleri tercih edebilirsiniz. Ancak çok fazla desen basenler için sorun oluşturabileceğinden kullanılmamalıdır.

Güneş Gözlüğü

Güneş gözlüğü , genellikle yaz aylarında ve güneşli günlerde güneşin zararlı olan ışınlarından gözü korumak amaçlı kullanılan bir aksesuardır . Fakat güneş gözlüğünün çok fazla kullanılması kulaklarda duyma problemlerine yola açabilmektedir . Özellikle lens kullananların her daim yanlarında bulunması gereken ve güneşli günlerde muhakkak kullanılması gereken bir eşyadır . Güneşe karşı hassas olan insanların ya da çocukların güneş gözlüğünü sağlık açısından kullanması önemle tavsiye edilir . En önemli organımız olan ve yaşadığımız hayatı görmemizi sağlayan gözlerimizi korumak için güneşten kaçmak yerine güneş gözlüğü kullanarak bu durumu örtebiliriz . Fakat göz koruma aparatı olan bu aksesuar kesinlikle ucuz malzemeden üretilmiş veya plastik malzeme içeren ürünlerden kesinlikle ve kesinlikle olamamalıdır . Ucuz veya kötü malzemelerden elde edilmiş gözlüklerin kullanılması durumunda göz sağlığını dikkate almak yerine daha da fazla zarar verdiğini farketmemiş olsanız bile aslında çok zarar vermiş oluyorsunuz . Güneş gözlüğü ilk olarak Çin ‘liler tarafından 7 ‘nci yüz yılda icat edilip günümüze kadar gelmiştir . Güneş gözlüğü adı üstünde olduğu gibi güneşten korunmak amaçlı kullanılan ve baş ağrılarının önüne geçmek için kullanılan bir araç olsa da günümüzde ki bir çok bilinçsiz insan sadece tarz görünmek için ve rahat bakış açısı sağlamak için ucuz veya pahalı olsada böyle bir yol seçip kendilerine iyilik yapmış olmuyorlar . Migren diye nitelendirilen baş ağrılarının en yoğun yaşandığı bir hastalığa yakalanan insanın mutlaka güneşli havalarda dışarı çıkarken kaliteli ve gerçek camdan yapılmış bir güneş gözlüğü kullanması gerekir . Aslında Çin ‘lilerde 7 ‘nci yüz yılda icat ettikleri güneş gözlüklerini güneşten korunmak için değilde yargıçların mahkemelerde yüz ifadelerini saklamak için kullandığı söylenmektedir .

Yıldırım

Gök yüzünde bulunan bulutların üst katmanlarında oluşan pozitif yüklere , alt katmanlarda bulunan negatif yüklerin bir araya gelerek oluşturduğu enerji transferine verilen addır ve yer yüzü ile bulut arasında bulunan elektrik yüklerinin hızlı deşarj olması , yıldırım oluşumuna sebep olur . Yer yüzü ve bulut arasında bulunan çok yüksek gerilimli elektriğin boşalması durumuna yıldırım adı verilir . Buluttaki buz kristali adı verilen cisimlerin birbirine sürterek elektrik oluşturduğu ve bu sebepten de yıldırım meydana geldiği bilimsel olarak açıklanmış bir durumdur . Bulut ve yer arasında oluşmuş olan potansiyel farkın artması ve yüksek oranda bir değere ulaşması durumunda , bulunan havanın iletken olmaması sebebi ile havada iletken bir kanal oluşur ve buna istinaden gök yüzünde oluşan yıldırım yer yüzüne düşer . Şimşek ve yıldırımın aynı anlamı taşıdığı bilinmektedir fakat farklı anlamlar taşımaktadır . Bulutlar arasında gelişen ve yer yüzüne düşmeyen olaya şimşek , yalnız bulutlar arasında kalmayıp , toprak ve gök yüzü arasında oluşan etkileşime yıldırım adı verilir . Yıldırımın hızı yaklaşık olarak 1000 km’ dir . Yıldırımın yer yüzüne düşmesi sonucunda aniden gerçekleşen ısılar meydana gelir ve buna bağlı olarak hortum ya da hortumlar oluşabilmektedir . Oluşan yıldırımın sıcaklığı , yaklaşık olarak 1500 derece’ dir ve havanın 15000 dereceye kadar ısınmasına sebep olabilmektedir . Böylelikle yıldırım , bir çok yıkıcı ve yanıcı olayı doğurmaktadır . Yıldırım hakkında ortaya atılan ve araştırmaya başlanılan ilk teoriler 17 . yy. ‘ da geliştiği söz konusudur . İlk teoriyi Descartes adında uzman bir bilim adamı ortaya atmıştır ve ilk araştırmalar ortaya atılan bu teorinin üzerine gelişmiştir .

Kalem

Kalem , daha çok yazı yazmakta ve türlerine göre değişgenlik gösteren kalemler resim çizmekte kullanılan uzun ve ince bir çubuk şeklindeki araçtır . İlk olarak üretilen kalem kurşun kalemdir . Büyük bir çoğunluğu ahşaptan oluşan kurşun kalemin içi ise grafit ile oludur . Yazmasını sağlayan madde grafit olsa da bunu çehreleyen ahşap yazı yazmada veya resim çizmekte kolaylık tanımaktadır . Sadece ahşapla çehrelenmiş kurşun kalemler olmadığı gibi metal veya plastikle kaplı olarak bilinen kurşun kalemlerde vardır . Fakat en bilindik tipi ahşapla çevrili olan ve içi yazmayı ya da çizmeyi sağlayan grafitle doludur . Kurşun kaleme en yakın örnek olarak gösterilen ise uçlu kalemdir . Uçlu kalem mekanik bir kalemdir . Tepesinden bastıkça karbondan üretilen uçları kalemin ucuna çıkartan ve yazmayı ya da çizmeyi gerçekleştirebileceğiniz kalemlerden biridir . Çek Cumhuriyeti ‘ndeki bir firma tarafından üretilmeye başlanan uçlu kalemler kurşun kalemin en pratik halini gözler önüne sermektedir . Kullanımlara göre bu kalemlerin uçlarına verilen çaplar değişmektedir . 0.5 , 0.7 ve 0.9 olarak bilinen en keskin örnekleridir . Tükenmez kalem ise içindeki borucuğun mürekkeple dolu olması özelliğiyle bilinmektedir . Borucuğun içindeki mürekkep tükenmez kalemin ucundaki metal bilye tarafından kağıda aktarılarak yazı yazıla bilir veya çizilebilir . Tükenmez kaleme verilen ‘tükenmez ‘ ismi ise mürekkebin kağıda temas ettiğinde kurşun kalemin silgi ile silindiği gibi silinemediğinden dolayıdır . Tükenmez kaleme neden bu ismin verildiğininde diğer bir cevabı bu kalem ile 2 – 3 kilo metre uzunluğunda bir çizgi çizilebilmesidir . Tükenmez kalem ise 1888 yılında Amerika ‘lı bir denizci tarafından icat edilmiştir ve patenti alınmıştır .

Telefon

Telefon , birbirinin arasında mesafeler bulunan insanların birbiriyle iletişime geçmesini ve bilgi alışverişini gerçekleşmesini sağlayan ses alıp verme aygıtına verilen isimdir . Telefon , ses dalgalarının karşı tarafın duyabilmesi ve karşı tarafında ses dalgalarının diğer bireye ulaşmasını sağlar . Telefon kelimesinin anlamı eski Yunanca ‘ya dayanmaktadır . Telos kelimesi Yunanca ‘da uzak kelimesini simgelemektedir ve Phone kelimesi ise ses kelimesini ifade etmektedir . Bu iki kelimenin oluşumundan türeyen sözcük ise hepimizin bildiği gibi Telephone yani telefondur . Telefonun ilk icadı tarihte Alexande Graham Bell ve Charles Sumner Tainter tarafından gerçekleştirilmiştir . O dönemde ise adını radyofon koymuşlardır . İki bilim adamı başarılı icatlarıyla ilk deneyimlerini 15 Şubat 1880 günü gerçekleştirmişlerdir . 1880 yılından günümüze kadar uzanan telefon icadı tarihte bir çok şekili alsa da şu anda bir çok bireyin cebini dolduran bir icattır . Telefon ilk etapta telgraf tellerine benzer bir sistemde iki insanın iletişim kurabileceği şekilde ayarlanmıştır . 1880 yılından beri kullanılan telefon tarihin önemli olaylarında büyük ölçüde kolaylık sağlayan bir unsurdur . Gittikçe geliştirilen ve kullanılması daha kolay hale getirilen telefon hala Dünya ‘da ki en kolay haberleşme aygıtıdır . Tarihte elde edilmesi ve kullanılması her insana nasip olmayan telefon buluşu şimdilerde 7 ‘den 70 ‘ e bir çok insanın elinde veya cebindedir . Günümüz teknolojisiyle bir çok fonksiyon eklenen telefon icadı bulunan bilgisayarla pekiştirilmiş bir biçimde hayatımızın içinde de diyebiliriz . Cebimizdeki telefonlar ne kadar haberleşmemizi sağlasa da aslında bir çok uygulamaya da sahiptir . Tarihle bağdaştırıldığında hem telgraf çeken hemde ses dalgalarıyla iletişime geçmemizi sağlayan bir cihaz haliine gelmiştir .

VENEDİK

Venedik ,İtalya’nın kuzey doğusunda 118 adadan oluşan ve bu adaların arasında ki kanallar ,köprüler ile birbirine bağlanan romantik şehir.San marco meydanı en ünlü meydandır ve mimarisi insanı büyüleyecek kadar güzeldir. Masalara ve efsanelere konu olan Venedik ilginç bir şekilde insanı cezbeder ,şık restoranlar,gondol gezileri ,kanallar ve festivalleri dünyanın bir çok yerinden herkesimden ve her yaştan turistleri çekmektedir.Venedik adeta turizm şehri olmuştur şehrin nüfus oranı her geçen yıl azalmakta olup yerliler evlerini otel yada pansiyon olarak kiralamaktadır.Nüfus oranı düşse de dünyada en çok ziyaretçi akınına uğrayan yerlerden olması sebebi ile her daim kalabalık olarak bulabilirsiniz.Gezerken insanı büyüleyen masal şehri aslında sürekli olarak yaşanabilecek bir şehir değildir ,havası çok nemli olduğu için yaz sıcağında insanı yapış yapış bırakabilir,sonbaharda gidilmesi daha uygun olacaktır.Kasım aylarında çok fazla yağmur alan Venedik düz bir alan ve dar sokaklara sahip olduğu için su seviyesinde yükselmeler,30-40 cm olmakta sonbaharda gezerken tedbirli davranmakta fayda olacaktır.İtalya’nın adalar şehri Venedik her sene yaklaşık 15- 20 milyon turist ağırlamaktadır,bu tarihi şehirde bir yerden bir yere giderken biraz zorlanılabilir,zira taksilerin ve motosikletlerin yasak olması ancak deniz yolu ,tren yada yürüyerek ulaşım uygulanmaktadır.Labirent gibi daracık sokakları,güzel mimarisi ile gezip görülmesi gereken mutlak düşler şehri ayrıca fotoğraf çekimi için oldukça güzel karelerin yakalanabileceği tarihi ve mistik bir şehir.İtalya’nın yüzde seksen turistini ağırlayan Venedik İtalya’nın en pahalı şehri olarak da bilinir çok fazla turist ağıladığı için fiyatlarda pek fazla pazarlığa gitmezle tabi uygun olan yerleri vardır ama geneli pahalı bir şehirdir.Gezmek için gidildiğinde insana sanki masallarda yaşıyormuş hissi veren Venedik pahalı ama İtalya’nın en güzel ve en tarihi şehridir.Yaklaşık 800 yıldır geleneksel olan festivalleri ocak ayı sonlarında başlayıp şubat ayının ortalarına kadar devam ederek yaz kış kalbalık bir şehir olmaktadır .

İSTANBUL’UN FETHİ

Bizans stratejik askeri ve nüfus potansiyeli bakımından Osmanlılara karşı bir tehdit olabilecek gücünü kaybetmiş durumdadır fakat sıkışık durumlarda sorun yaratmakaydı. Her taraftan Osmanlılar tarafından çevrilmiş olan İstanbul, daha önceden de birçok defa kuşatılmıştır fakat güçlü surları ve Bizans’ın politikası sonucunda fetih gerçekleşememiştir. Avrupalıların da sürekli Bizans’a yardıma koşmaları İstanbul’un fethini geciktiren diğer sebeplerden biridir. Osmanlı toprakları içerisinde küçük bir alan durumunda olan İstanbul’un fethi Fatih için öncelikli bir amaç olmuştur.
Fethin sebepleri, Fatih’in cihan imparatoru olma düşüncesi, Anadolu , ve Rumeli toprak bütünlüğünü sağlama amacıydı. Bunun yanı sıra, fethin hadislerde belirtilmiş olması, Bizans’ın Rumeli’ye geçişi, Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüğünü, Osmanlıların Karadeniz ticaret yollarının kontrolünü engellemesi, Haçlıları ve Türkmen beyliklerini Osmanlı Devleti’ne karşı saldırıya yöneltmesi, Şehzadeleri isyana teşvik etmesi gibi olumsuz faaliyetleri vardı. Komşu devletlerle güvenlik anlaşmaları yinelenmişti, Edirne’de büyük toplar döktürülmüştü, Mora’ya kuvvet sevk edilmişti, donanma güçlendirilerek Kaptan-ı Derya’lık makamı oluşturulmuştu. Boğazlardan Bizans’a gelebilecek yardımların önlenmesi için Rumelihisarı inşa edilmiştir ve Haliç’e karadan gemiler indirilmiştir. Fetihten sonra İstanbul başkent olmuş, Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi’ne girmiş ve İslâm dünyasında saygınlığı daha da artmıştır. Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüğü sağlanmış, Akdeniz ve Karadeniz arası ticaret yollarının kontrolü büyük ölçüde Osmanlılara geçmiştir. Bütün bunların yanında, Doğu ve Kuzey Avrupa’dan gelen ticaret yolu tamamen Osmanlıların himayesine girmiştir.
Ortodoks Hıristiyan dünyasının önderi olan Bizans ortadan kalkmıştır ve Ortaçağ bitmiş, Yeniçağ başlamıştır. İstanbul’dan İtalya’ya giden Bizans bilginleri Rönesans’ın doğmasında etkili olmuşlardır. Büyük toplarla büyük surların yıkılabileceğinin görülmesi, Avrupa’da derebeyliklerin yıkılmasını ve merkezi krallıkların güçlenmesini sağlamıştır. Karadeniz ticaret yolunun Türklerin kontrolüne geçmesi, Avrupalıların Coğrafi Keşifler’e yönelmelerinde etkili olmuştur. Venedik ve Cenevizlerin ticari çıkarları zedelenmiş olup, bu ülkelerle Osmanlıların ilişkileri bozulmuştur.

Türk Kahvesi ve Tarihçesi

Yemen’de kahve ağaçlarının meyvelerini yiyen keçilerin çok enerjik olduğunu farkeden din adamları bu ağacın kutsal olduğuna inanırlar ve bu ağaca canlılık anlamına gelen ‘kahva’ adını verirler . Kanunî Sultan Süleyman’ ın Yemen’i fethinden sonra kahve Yemen valisi Özdemir Paşa ( 1520 – 1566 ) tarafından saraya getirilerek ağır ağır köz ateşinde kaynatma yöntemiyle pişirdikten sonra Sultan ‘ a ikram edilir . Bu yöntem ile pişirildiği için Türk Kahvesi adını alır . Kanunî döneminde ‘günah’ diye yasaklanmıştır . Günümüze kadar uzanan has bir lezzeti ve geleneği vardır . Türk kahvesi için bir çok rivayet vardır . Tarihte geçen ve bunlardan en ilginç olanı ise ‘ Türk şarabı ‘ olarak anılmasıdır. Dünya kahve kültürlerine bakıldığında Türk Kahvesini ayrı kılan telvesi ve bol köpüklü olmasıdır . Türk Kahvesinin yanında her zaman 1 bardak su ikram ediliir . Sebebi ise karaciğerimizin tüketilen kahveyi daha hızlı süzmesini sağlayabilmektir , çünkü kahve normal bir şekilde 20 saatte karaciğerden ancak süzülüyor , bu süreç su ile hızlandırılabilmesi mümkündür . Fakat kafein alerjiniz var ise ne kadarda harika olsa bu lezzetten uzak durmanız gerekmektedir . Günümüzde halen temin edebileceğiniz en has lezzetiyle size sunulan Kuru Kahveci Mehmet Efendi sektörde bilinen en eski isim diye bilinir . 1800’lü yılların sonunda faaliyete geçmiştir ve ilk türk kahvesi markasıdır . Tahtakale ve Kadıköy’ deki dükkanları en mühim örnekleridir . Geleneklere göre bakır cezve ve kömür ateşinde pişirildiğinde keyifli anılar ile damağınıza iz bırakan bir lezzettir . Bir çok doktorun bilimsel açıklamasına göre ise günde 1 fincan türk kahvesi insan vücuduna faydalıdır .

Bipolar Bozukluk Nedir ?

Kırmızı Lahana Lekesi Nasıl Çıkar?

En sevilen salatalardan biride Kırmızı Lahana ile yapılan salata türleridir. Ancak Kırmızı Lahanayı doğrarken üzerimize sıçratabilir ya da yerken ani hareketler sonucunda lahanayı üzerimize dökebiliriz. Kırmızı Lahananın o mora çalan rengi kıyafetlere geçtiğinde herkesi bir panik alır. Çünkü kalıcı olarak kıyafet ya da örtülerden çıkmayacağını düşünürüz. Ancak her lekenin bir çözüm yolu olduğunu unutmamalıyız.

Kırmızı Lahana lekesi nasıl çıkar, bilmeyen hanımlar olabilir. Kıyafetlerin sonsuz lekelendiğini düşünerek kullanılmamak üzere rafa kaldırabilirler. Oysa Kırmızı Lahana lekesinden kurtulmak mümkündür.

Kırmızı Lahana lekesi nasıl çıkar?  Sorusunun cevabı oldukça kolaydır. Evde bulunan malzemelerimizle bu lekelerden kurtulmak mümkündür. Ancak kırmızı Lahana kıyafet ve örtülerimizi lekelediği anda müdahale etmek daha doğrudur. Çünkü her leke kurudukça kumaşa işler. Bu yüzden bu hususa dikkat etmek gerekir. Kırmızı Lahana lekesi olmuş kıyafet ya da masa örtülerinizi sirke ve zeytinyağı karışımı ile temizleyebilirsiniz. Ancak bunu yaparken oldukça dikkat etmek gerekir çünkü zeytinyağı da leke bırakıcı bir maddedir. Lekenize nazik davranarak yumuşak hareketlerle müdahale edin.  Farkı görün

 

İlişkilerde En Sık Yaşanan Kavga Sebepleri

Bebeklerde Gaz Problemi

Her bebekte meydana gelebilen gaz problemi anne ve babaların en çok şikayet ettiği problemlerden biridir. Bebekler anne sütü ile beslendiği dönemlerde en çok gaz orunu yaşarlar. Bunun sebebi bebeği emzirirken doğru pozisyonda tutmamak, emdikten sonra gazını çıkarmamak ve annenin beslenmesinden kaynaklanmaktadır. Bebeklerde gaz problemi doğal bir durumdur. Fakat bunu en aza indirmek için anneler biraz daha dikkatli olması gerekmektedir.

Bebeklerde Gaz Problemi Neden Olur ve Nasıl Giderilir?

Bebeğiniz emdikten sonra gazının çıkarılması bebeğin daha huzurlu olmasını sağlar. Aksi halde ağlama nöbetleri ile karşı karşıya kalınabilir. Bu durum annenin paniklemesine sebep olabilir. Bebeğinizin gazı çıkarıldığında daha rahat olduğunu gözlemlersiniz. Bebeklerdeki gaz problemlerinin diğer bir sebebi ise annenin beslenmesidir.

Anne gaz yapıcı gıdalardan uzak durduğunda bu sorun en aza indirilmiş olur. İnek sütü ve mama ile beslenen bebeklerde gaz problemi daha sık olmaktadır. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız. Gaz sancıları bebeğin ağlamasına ve uykusuzluğuna sebep olacağından gaz sancıları başladığında minik egzersizler ile bebeğinizin gazını çıkarabilirsiniz. Egzersizler sonucunda da bebeğiniz hala gaz sancısı çekiyorsa ılık bir havluyu karın kısmına koyarak vücudunun rahatlamasını sağlayabilirsiniz.

Bazı bebeklerde gaz problemi kronikleşebilir. Bu durumda ebeveynler ilaca başvurmak isteyebilirler. Fakat ilaç kullanmak yerine başlangıç olarak doğal yöntemleri tercih edilmelidir. İlaca başvurulacak koşullarda ise doktor gözetimi olması gerekir. Kimi bebek gaz sorunu yüzünden sürekli huzursuz bir haldedir. Bebeğinizi özellikle besledikten sonra gazını çıkartmanız onu rahatlatacaktır.

Bebeklerde gaz problemi her bebeğin gelişim döneminde karşılaştığı problemlerdendir. Bu durum karşısında ebeveynler panik yapmadan bebeğin gazını çıkartmalıdır. Gaz sorunu her bebekte normal karşılanacak tepkilerden biridir. Önemli olan bunun beslenmeden kaynaklığı olduğunu bilinçli bir şekilde bilmektir.