Yeni bikini modelleri Travesti

Yaz aylarının yaklaşması ile beraber birçok evde tatil hazırlıkları da yavaş yavaş başlamaktadır. Her zaman giyimlerine düşkün olan kadınlar yaz aylarında tatil yerlerinde ve plajlarda da her zaman modaya uygun giyinmek ve oldukça güzel görünmek ister. Bunun için ise öncelikle kendisine yakışacak bir bikini rengi seçmek ile Travestiler başlayabilirler. Her sene çıkan birbirinden farklı bikini modelleri sayesinde kadınlar da kendilerine uygun birçok bikini bulabilmektedir. Özellikle bu yılki yeni bikini modelleri arasında kadınlar kendilerini kaybedecektir.
Neon renkli bikiniler
Birbirinden cıvıl cıvıl birbirinden güzel renklerde olan neon renkli bikiniler ile yazın en dikkat çekici kadınları arasında olmaya hazır mısınız? Bronz teniniz ile birlikte size muhteşem bir enerji ve hava katacak olan neon bikini modelleri ile bu yazınızı muhteşem geçireceksiniz. Birbirinden güzel neon renkler arasında; pembe, yeşil, turuncu, mercan rengi, sarı, turkuaz ve mavi gibi renkleri zevkinize göre rahatlıkla seçebilirsiniz.
Çiçek desenli bikiniler
Yazın bütün güzelliğini ve ışıltısını üzerinde taşımak isteyen kadınlar için çiçek desenli bikini modelleri birbirinden şık ve güzel renkleri ile bu yıl da en göze çarpan renklerden olmayı başardı. Özellikle sarı yeşil ve turuncunun muhteşem uyumu ile oldukça dikkat çekici olan çiçek desenli bikiniler ile plajda ve tatilde güzelliğiniz ve bikininiz ile en göze çarpan kadınlar arasında olabilirsiniz.

Toparlayıcı bikini modelleri

Soğuk ve kasvetli geçen kış aylarından sonra, bir de bahar ayları beklendiği gibi sıcak geçmediğinde hepimiz sıcağa ve denize hasret kalmaktayız. Yaz ayları ile birlikte gelen sıcaklar sayesinde tatile giderek hem tenimizi bronzlaştırabilir hem de yılın yorgunluğunu tatilde çıkarabiliriz. Ancak kadınlar için tatil sadece yılın yorgunluğunu çıkarmak değil aynı zamanda yılın trend bikini modellerini giymektir. Özellikle büyük göğüslü kadınların bikini modellerinde yaşamış odluğu sorunları artık kapatacak olan toparlayıcı bikini modelleri tatilde denize çok daha rahat girmenizi sağlayacaktır.
Üçgen bikiniler
Toparlayıcı bikinilerde en çok tercih edilen modeller arasında yer alan üçgen bikiniler hem sizi çok daha çekici gösterecek hem de göğüslerinizin çok daha biçimli bir şekilde görünmesini sağlayacaktır. Kadınlar için oldukça büyük bir kullanım kolaylığı olan üçgen bikiniler ile tatilleriniz çok daha rahat geçecektir. Artık toparlayıcı üçgen bikini modelleri sayesinde denize istediğiniz gibi girerek, göğüslerinizin çıkmasından korkmanıza hiç gerek kalmayacaktır.
Desenli bikiniler
Yaz aylarının enerjisini sizlere kat be kat verecek İstanbul Travesti olan desenli bikiniler birbirinden şık çizgileriyle ve desenleriyle oldukça hoş bir görünüm yaratmaktadır. Yazın bütün canlı renkleriyle tasarlanmış olan desenli bikini modelleri arasından tarzınıza ve fiziğinize en uygun olanı seçerek rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bununla birlikte toparlayıcı bikinilerde de özellikle dikine çizgili desenli bikiniler daha zayıf ve ince bir görüntü yarattığı için kadınlar tarafından sıkça tercih edilmektedir.

Kaş ve Kirpik Uzatma Yöntemleri

Kadınların yüz hatlarında en çok ilgi ve alaka gösterdiği bölgeler kaş ve kirpikleridir . Kaş ve kirpiklerde hoşnutsuzluğa yol açabilecek bozukluklar kişiye kötü hissettirebilir . Bir çok basit yöntemle hoşlanmadığınız bölgelere bu yöntemleri uygulayarak istediğiniz görüntüye kavuşmak oldukça mümkün bir durumdur . Masrafsız ve doğal olmaları sebebi ile bir çok kadının tercihleri arasına giren bu yöntemler , kişiyi memnun bırakacak bir görüntüye kavuşturacaktır . İçerisinde bol lif bulunduran yiyecekler tüketmeniz kaşlarınızı gür çıkarmaya yardımcı olacaktır . Gün içerisinde en az 2 litre su tüketmeniz kaşlarınızı yeniden çıkarmaya ve sağlıklı uzamasına yardımcı olur . Kötü kokusu sebebi ile insanları kendinden iten sarımsağın kaş üzerinde mucizevi faydaları vardır . Evinizde bulunan bir diş sarımsağı 2 parçaya kesip , kaşlarınız üzerinde gezdirmeniz kaşları tekrar gür ve sağlıklı uzatır . Sarımsağı uyguladığınız ilk dakikalarda sürülen bölgede yanma hissi yaşanır fakat endişe etmenize gerek yok . Köklere nüfus etmesi sebebi ile hafif bir yanma hissi uyandırır ve bu iyiye işarettir . Saf zeytin yağı kullanmak da aynı şekilde kaşları gürleştirmeye yardımcı olur ve köklerini besler . E , A , C ve B3 vitaminleri alarak kaşlarınız üzerindeki etkileri görebilirsiniz . Takma kirpik yöntemi ile kirpik sahibi olmak hem masraflı hem de sağlıklı bir yöntem değildir . Evde uğraşsız ve maliyetsiz hazırlayabileceğiniz yöntemler sayesinde kirpiklerinizi sağlıklı bir şekilde uzatabilirsiniz . Aktarlardan satın alabileceğiniz doğal yağlar sayesinde kirpikler çok daha hızlı uzatabilirsiniz . Badem yağı ve hint yağı kirpik uzatma yöntemi için bir numaralı ürünlerdir . Bunun yanı sıra düzenli olarak vazelin kullanmak hem kirpiklerinizi besleyerek dökülmelerini engeller , hem de kalınlaşarak uzamasına faydalı olur .

Zehirlenmek

Vücutta toksin oranının artması sebebi ile oluşan bir rahatsızlıktır . Kusma neticesinde rahatlama sağlansa da , zehirlenildiğini hissedildiği an derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır . Zehirlenme belirtilerinde halsizlik , baş ağrısı , kas ağrıları , ishal ve yüksek ateş gittikçe artarak insan vücudunu ve psikolojisini olumsuz yönde etkiler . Nabızda oluşan anormallikler ve yüksek ateş sonucu görülen halüsinasyonlar ile kişiyi şoka sokabilir . Geç olmadan müdahale edilmesi gerekmektedir . Bol bol sıvı tüketilmeli ve sıvı veren ilaçlar alınmalıdır . Zehirlenmek , kişinin fark etmesine sebep vermeden genelde uzun süren karın ve mide ağrıları sebebi ile de ortaya çıkabilir . Kişi bu durumu üşütme ile de karıştırabilir . Bazı durumlarda kullanılan antibiyotikler nedeni ile de zehirlenmeler meydana gelmektedir . Bu yüzden antibiyotik kullanımında çok dikkat edilmelidir . Hazır konserve kullanma durumunda bağırsakların kötü yönde etkilenmesine sebep olur ve bu gibi durumlar da zehirlenmeye yol açabilir . Zehirlenme durumu tüm vücudu ve vücut fonksiyonlarını etkileyebilir . Sadece gıda olarak değil , kimyasal maddelerle de zehirlenilir . Bazı temizlik malzemelerinin aşırı kokusuna maruz kalmak da kişide zehirlemeye yol açabilir ve bunlarla beraber solunum yollarında da hasarlara yol açabilir . Zehirli hayvanlar tarafından ısırılmak , gıda ve kozmetik zehirlenmelerine oranla daha kötü bir durumdur . Sinir sistemini felç edebilir ve kan akışını tersine döndürmeye yol açar . Zehirlenme ihtimalinizin olduğunu düşünüyor iseniz ve bu durumda pek bilgi sahibi değil iseniz sağlık bakanlığına ait 114 no’ lu telefonu arayarak yetkililerle görüşüp bu konu hakkında bilgi edinebilirsiniz . Gıda zehirlenmelerine ilk olarak yapacağınız uygulama bol sıvı tüketip zehri atabilmek için yoğurt yemektir. Hemen sonrasında bir doktora başvurmak gerekmektedir .

Çakmak

Çakmak diye adlandırdığımız ateş elde edilen ürün , kibrit bulunmadan evvel icadı gerçekleştirilen çelik bir alettir . Çakmak çakıldığında içinde bulunan çakmak taşından elde edilen kıvılcımla çakmağın içinde bulunan gaz temas ettiğinde ortaya çıkan ateş çakmağı özelleştiren özelliktir . İlkel zamanlarda çakıl taşı diye adlandırdığımız taşlarla ateşi elde eden insan zamanla aklını çalıştırıp çakmağı elde ettikten ve icat ettikten sonra ateş yakmayı daha kolay bir işlem haline getirmiştir . Çakıl taşlarıyla yanan ateşi bulmadan önce insanlar beslenmelerine de dikkat etmedikleri gibi karanlıkta bir hayat sürdürüyorlardı . Ateşin farkına vardıklarında çakıl taşlarına önem verdikleri gibi insan oğlunun ilkel hayatında bir ilerleme söz konusu olmuştu . Çakıl taşları sayesinde bir kıvılcımdan doğan ateş insanların yediği yemeklerin ısıtılıp yenmesinde katkıda bulunduğu gibi gün daha fazla uzuyordu , ateş sayesinde akşamı aydınlattıkları için . En ilkel zamanlardan günümüze kadar uzanan ateş , şimdi bir avucumuzun içinde ve kolayca üretilebilen bir elementtir . Çakmak adı verilen ve bir çok işimizde bize kolaylık sağlayan ateş gerektiğinde ısınmak amaçlı gerektiğinde beslenmek amaçlı ve gerektiğinde ise karaklıktan korkanlarımız için büyük bir nimet haline gelmiştir . Daha ilkel olarak gördüğümüz kibrit ise çakmaktan daha sonra geliştirilmiş bir yöntem olsa da hepimizin gözünde çakmak daha ileri görüşlü bir alettir . Çakmak , ilkel teknolojinin gelişiminde önemli adımlardan biridir . Çünkü çakmak sayesinde aydınlık bulundu ve bir çok icadın gelişiminde destekçi oldu . Çakmak bir çok bilim insanının projelerini taçlandıran aletlerden biri olduğu gibi tüm insanlık adına da önemli bir ilerleyişin anahtarını simgelemektedir . Yakın tarihimizde hepimizin ocağını ve sobasını yakan bir nimet olarakta nitelendirilebilir .

Kil Çamuru

Kil , doğada karşılacağımız ve çok ama çok fazla oranda bulunan bir çamur kürüdür . Saf kili elde etmek oldukça zordur . Kilin içerisinde bulunan maddelerin en çoğu kalker , silis , mika ve demir oksit minerallerinden oluşmaktadır . Genel olarak 0,002 mili metreden çok daha küçük tanelerden oluşan malzemeler kil olarak adlandırılmıştır . Kil , sarıya çalan bir renke sahip olan aynı zamanda kırmızımsı ve esmer renge sahip olduğu bilinmektedir . Bu özelliğin içine dahil olan bileşimler yanıcı madde özelleğine de sahiptir . Bir çok özelliğe sahip olduğu gibi aynı zamanda su emme özelliğine de sahiptir . Bu sebepten dolayı daima nemli bir yapıya sahiptir . Kili meydana getiren maddeleri söylemek gerekirse ; sulu aliminyun ve silikatlerdir . Çok fazla saf olduğu vakit kaolinit adını almaktadır . Ezilmiş kile yeterli miktarda su eklendiği zaman işlene bilme ve şekillene bilme özelliği kolaylaşır . İlkel zamanlarda icatı bulunan kil günümüzde kullanılan önemli malzemelerden birisidr . Bir çok süs veya kullanım amaçlı üretilen objelerin hep alt yapısında kil barındırmaktadır . Sofralarımızı dahi süsleyen bir çok lezzetin baş mimarisi haline gelen kilden üretilen güveçler , kilin içerisindeki maddelerden ve doğal minerallerden dolayı ayrı bi lezzet ayrı bir tat vermektedir . Sadece gıda yani lezzet olarak adından söz ettirmeyen kil aynı zamanda bir çok cilt hastalığına ve cilt kusurlarını örtmekte de baş rol oynayan unsurların en başında gelmektedir . Doğadan elde edildiği için bir çok doğal minerale sahip olan kil insan cildindeki kusurları örtmekte kullanılan bir faktördür . Barındırdığı mineraller ciltte ki kusurlara ve yıpranmalara iyi gelmektedir .

Radyo

Radyo , birinci dünya savaşı başlamadan 12 yıl önce yani 1902 yılında İtalyan mucit Guglielmo Marconi tarafından uzun uğraşlar sonucu elde edilmiş bir buluştur . Kablosuz bir şekilde hiçbir düzenek olmadak bir yerden diğerlerine mesaj gönderebilmeyi farketti . Bu farkındalık sayesinde çoğumuzun kulak verdiği radyo bulunmuş oldu . Guglielmo Marconi , radar diye adlandırdığımız buluşun mucidi olan Hertz ‘in radarı üretmek için yapmış olduğu deneyleri de kullanarak bulunduğu noktadan tam olarak 9 metre uzağında bulunan bir kapı zilini çalmayı başarabiliyordu . Bu eylemi gerçekleştirmek için ise herhangi bir kablo içeren düzenek veya kablo kullanmaya ihtiyaç duymuyordu . Bu durumları gerçekleştirme adına yani kullanmış olduğu yönteme verdiği bi isim vardı ve bu isim ise elektromanyetikti . Elektromanyetik olarak adlandırdığı bu yöntemle radyo dışında birkaç buluşa daha imza atan Guglielmo Marconi ‘nin en büyük icadı radyo olmuştur . 1902 yılında Guglielmo Marconi tarafından icat edilen radyo yüz yılı aşkın süredir Dünya üzerinde kullanılmaktadır . Aslında bu buluşu ile bir çok meslek türetmiş oldu . Günümüzde radyo şov amaçlı veya haberleşmek veya duyuru amaçlı da kullanıkmaktadır . Bu sayede bir çok spiker veya radyo dj ‘yi ortaya çıkmıştır . Aslına bakılırsa büyük bir akım başlatmıştır ve bu sebepten dolayı tarihte tebrik edilmesi gereken insanlardan birisidir . Bir çok insanın hayal gücünün gelişimini de büyük ölçüde destekleyen bir buluştur . Televizyon icadı gerçekleşmeden evvel insanların en büyük eğlencesi haline gelmiş olan radyolar bir çok insanın evinde bulunduğu zaman bir ayrıcalık olarakda görülebilen bir icattır . Tabi ilk üretildiği boyutlarda değildir . Şimdilerde cebimizde taşıdığımız cep telefonlarının içinde dahi bir fonksiyon olarak bulunmaktadır .

DNA NEDİR

DNA , Deoksiribonükleik asit ’ in kısaltılmış vaziyetidir ve canlılardaki biyolojik işlemlerin şifresini taşıyan genleri oluşturur . Vücudumuzda bulunan her hücrede 23 çift “ kromozom ” vardır . Kromozomların içinde ise 50 – 100 bin gen bulunur . Hücrelerin ihtiyacı olan maddelerin üretilebilmesi için gerekli bilgiler DNA ’ da saklıdır . DNA ’da , bilgilerin saklandığı özel bölümlere gen adı verilmiştir . Küçük moleküllerin yüzlercesinin birbirine zincir gibi eklenmesin ile oluşan bir polimerdir . DNA ’ mız bize ait tüm bilgilere sahiptir ve genetik özelliklerin yarısı annenin , diğer yarısı ise babanın DNA’larından alınır . Bakteri veya virüs gibi basit olarak bilinen canlılarda da DNA vardır . Bir hücrenin DNA ’ sı alınıp , bazı kısımları değiştirilerek başka bir hücreye yerleştirilebiliyor . Hücrelerin DNA ’ sı kimyasal olarak kopyalanabiliyor . Hücreden çıkartılan orijinal DNA yerine yapay DNA yerleştirilince, hücrenin , bölünüp çoğalabildiği 2010 yılında tespit edilmiştir . DNA’ yı , ilk kez 1869 yılında İsviçreli F. Miescher keşfetmiştir . Kullanılmış sargı bezlerindeki beyaz kan hücrelerinin çekirdeğini izole edip , hücreleri bazik ortamda parçalayıp çekirdeğin serbest kalmasını sağlamıştır . Çekirdekten geldiği için maddeye “ nüklein ” adını vermiştir . Daha sonra asit özelliği nedeniyle maddeye “nükleik asit” denildi . Hücrelerdeki ipliksi yapıya sahip bölge , 1879 yılında keşfedilmiştir . Maddeye önce “kromatin” sonra “kromozom” adı verildi . Hücre çoğalırken kromozomun önce ayrıştığı ve sonra kendisini kopyalayıp yeni hücreye aktardığı bilim adamları tarafından keşfedildi . Ardından kromozomda DNA olduğu anlaşıldı . DNA’nın yapısında fosfat ve şeker ile “adenin (A)”, “guanin (G)”, “sitozin (C)” ve “timin (T)” olduğu 1900’lerde bulundu . DNA’nın çok uzun bir polimer olduğu 1930 yılında anlaşılmıştır . Bakterilere farklı DNA’lar aktarılınca bakterinin fonksiyonunun değiştiği 1944 senesinde ABD bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır . Böylece genetik özelliklerimizi DNA’nın belirlediği kanıtlandı . E. Chargaff, DNA’nın yapısındaki (A) ve (T) moleküllerinin eşit sayıda olduğunu ve aynı şekilde (C) ve (G) moleküllerinin de eşit sayıda olduğunu buldu . Bu buluş ise günümüzde “Chargaff Kuralı” olarak bilinmektedir .

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

Saygı ,sevgi , paylaşma , iş bölümü , sorumluluk , sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır. Bilindiği gibi, 3 ile 6 yaş arası, çocukta pek çok değişmenin yaşandığı yıllardır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, 6 yaş civarında birçok motor becerileri kazanmış, çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamıştır. Bilişsel gelişim açısından ise, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili yoğun bir bilgi birikimi oluşturmaya ve çevresinde gelişen olayları anlamaya başlamıştır. Buna karşın, okul öncesi yılları çocuğun soyut düşünme yetisinin henüz tam şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut bir biçimde çocuğun yaparak ve deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. Düşünüldüğünde, okul öncesi yılları çocuğun arkadaşları ve öğretmeni ile birebir olarak kuracağı iletişime dayalı konuşma ve dinleme becerilerini geliştirici etkinliklerin ağır bastığı yıllar olmalıdır.

 

Çocukta zeka gelişiminin %80’lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi bu yaşta gelişir. Çocuğun grup içine katılması, sağlıklı ilişkiler kurması, kültürel değerlerine sahip çıkması, sosyalleşmesi gibi olgular bu yaşta gelişir. Bu dönemdeki sapma ve olumsuzluklar çocuğun bütün yaşamını olumsuz yönde etkiler. Farklı kültür ortamlarından ve ailelerden gelen çocuklar ortak bir yetişme ortamına okul öncesi eğitim kurumlarında ulaşır. Çocuk kendine güven duygusunu bu kurumlarda kazanmaya başlar. Dilini doğru, yanlışsız ve güzel konuşma özelliğini bu yaşta öğrenir. Toplumu, çevreyi, evreni ve insan davranışlarını tanımaya başlar. Nesneleri, eşya ve varlıkları, temel bir takım becerileri, davranışları, olumlulukları ve olumsuzlukları öğrenmeye başlama yaşı 4-6 yaşları arasındadır. Aile içi desteğin tek başına yetmediği, çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olabileceği, bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitim zorunlu ve gereklidir. Türkiye genelinde ortalama okul öncesi okullaşma oranı %15 tir. Bu son derece çarpıcı bir orandır. Diğer Ülkelerle karşılaştırıldığı zaman durum daha net olarak anlaşılmaktadır. Avrupa’daki bir çok ülkede bu oran %100’dür. Okulöncesi eğitiminin desteklenmesi için sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Aile ve eğitimci işbirliği ile gerçekleşen okulöncesi eğitim; çocuğun daha yaratıcı, ileriyi görebilen, yeni ürünler yaratabilen ve çevresini kendi amaçları için yönlendirebilen özerk bir birey olarak yetişmesine katkı sağlayacaktır.

HAMİLELİK SÜRECİ

Hamilelik,toplamda 40 hafta süren bu süreç istenildiği takdirde kadın için hayatın en önemli ve en hassas sürecidir.Hamilelikte doğum zamanı genelde son adet tarihinin ilk gününden başlanarak hesaplanır.Sağlıklı bir gebelikte beklenen doğum 36. hafta ile 40 .hafta arasındadır ,bu haftalardan önce 36. haftadan önce doğan bebekler ‘pramatüre ‘olarak adlandırılır ve akciğerleri gelişmediği için özel bakıma ihtiyaç duymaktadırlar.Hamilelikte ilk 3 ay hormonların etkisiyle zor geçse de (kusma, bulantı ,aşerme) gibi 4. aydan sonra yavaş yavaş geçmeye başlayacaktır çok nadir de olsa son aya kadar devam edenleri vardır.

Bir tür mucize olan hamilelik ,bir kadına kilo almanın yakıştığı en güzel zaman dilimidir ve ömür boyu sürecek annelik sürecinin başlangıç bölümüdür.Hamilelik döneminde dikkatli beslenilmesi kendini zorlamadan egzersizler yaparak vücudun sağlıklı ve zinde kalmasında yarar vardır .Özellikle ilk aylarda bebeğin beyin,kas,sinir sistemi geliştiği için doktorun vereceği folik asidin ilk aylarda düzenli kullanılması,süt,peynir,yoğurt,balık ve sebze çeşitlerinin bol tutularak et ve et ürünlerini yeterince yiyerek hem kendi sağlığına hem de bebeğin gelişimine iyi bakmalıyız.Hamilelikte sigara ve alkolde mümkün olduğunca uzak kalınmalı hatta ortamında bile bulunulmamalıdır bebek gelişimini olumsuz etkileyeceğinde solunulan havaya bile parteküller aracılığı ile olumsuzluklara neden olabilme ihtimalini göz önünde bulundurulmalıdır . Hamilelik olan kadınların büyük sorunlarından olan kansızlık en çok rastlanan durumdur,yetersiz ve dengesiz beslenme hamile olan kadının üzerinde bir çok rahatsızlığa neden olur .Doğacak bebekte olumsuzluklara neden olabilmekte tabi annenin yaş faktörü,sık doğum yapma oranı ,4 veya daha fazla olan doğum oranları annenin vücudunu yeterince kan yapamamasına neden olur,kendisinde halsizlik,baş ağrısı dişlerde çürüme ve hatta kayıplar vs ile hem kendini hem bebeğini besleyemeyebilir.Bu sebepten dolayı hamile kalmayı düşünmeden 3 ay önce gerekli kan tahlilleri yaptırarak vücudu hazırlamak en doğru karar olacaktır.