Tığla yelek modelleri

Günümüzde, örgü yelek modelleri, pek çok bayanın ilgisini çekerken, elbette ki bu durumda şiş ve tığ kullanılmaktadır. Şiş ve tığ işi yelek modelleri, birbirine benzerlik gösterse de elbette ki birbirinden farklı modeller olarak ele alınmaktadır.
Sizlere bazı tığla yelek modelleri hakkında bilgiler vermek gerekirse, dantel, zincir ve diğer ürünlerden bahsedebiliriz.
Zincir yelek modelleri
Tığ işe oluşturacağınız küçük küçük parçaları, birbirine zincir çekecek şekilde birleştirerek, istediğiniz bir model oluşturabilirsiniz. Ebette ki çekeceğiniz zincirler ve motifler sizlerin seçimine bırakılmıştır. Genel olarak zincir yelek modelleri arasında, krem, beyaz ve kırık beyaz tercih edilmektedir. Yine kahve ve siyah tonları da bu ürünler için kullanılabilir renkler arasında.
Gelin yeleği
Sizlere, tığ ile örülen yelek modelleri arasında gelin yeleğinden bahsedebiliriz. Beyazın en güzel tonları kullanılarak, zümrüt yelek modeli oluşturulmalıdır. Zümrüt yelek modeli, gelin yeleği olarak adlandırılırken, oldukça şık ve yakışabilecek bir ürün.
Kaynanadili
İsmi biraz tuhaf olsa da, tığ işi yelekler arasında oldukça fazla kullanılıyor. Tüm bu modeller için, farklı renkte ipler tercih edilebilir. Travesti istanbul Elbette ki ip tercihlerinizi yaparken, tığ örgüsüne uygunluğu aranmalıdır. Bu konuda da seçim yaparken, bu özelliğe dikkat etmeniz gerekiyor. Daha sonra anlatımlı videolar ya da görsel öğeler sizlere bu konuda yardımcı olabilecektir. Böylelikle evde kendi imkânlarınız ile farklı yelek modelleri oluşturarak, ihtiyaçlarınızı karşılayabileceksiniz.

Derimont Modelleri

Uzun yıllardan beri havalı ve farklı bir tarz oluşturmak isteyen kişilerin en çok Travestiler tercih ettikleri ürünler deri montlar olmuştur. Derimont modelleri bayanlar için de erkekler için de farklı ve şık seçenekleri sizlere sunuyor. Değişen modaya uyumlu olarak farklı deri mont tasarımları da sizlere sunulmaktadır. Bu seçenekler arasında hem sade hem de çok fazla ilgi çeken modeller bulunmaktadır.
Yeni sezon bayan derimont modelleri arasında renkleri ile dikkat çeken modeller bayanların en çok ilgi gösterdikleri ürünler olmaktadır. Renkli derimont modelleri arasında yeşil ve kırmızı daha rahat kombin yapılabilen seçenekler olmaktadır. Siyah kombinler için kırmızı derimont modelleri tercih edilebilirken yeşil ve diğer renkli ürünler gündelik şıklıklar için tercih edilebilir. Her yaş grubuna hitap eden farklı derimont seçenekleri arasında gençler için fazla seçenek bulunuyor. Sadece renk olarak değil tasarım olarak da farklılığını öne çıkaran bayan derimont modelleri, şıklığınızı taçlandıracak farklı ürünleri sizlere sunuyor. Fırfırlı veya şapkalı derimontlar herkes tarafından tercih edilebilirken zımbalı derimontlar daha çok feminen tarza sahip olan kişilerin tercih ettikleri ürünler olmaktadır.
Erkek derimont modelleri arasında ise kahverengi ve siyah her zaman yer alan renk seçenekleridir. Bu renkler hem klasik giyimde spor tarz elde etmek için hem de gündelik kombinlerde kullanılmak için elverişli ve uygundur. Yeni sezon deri mont modellerinde de farkı tasarımları bulabilirsiniz.

Havucun Faydaları

Bilindiği üzere havucun insan vücuduna olağanüstü fayda gösterdiğini herkes bilmektedir . Gözler başta olmak üzere bir çok faydalı işlevi bulunmaktadır . Göz üzerinde inanılmaz yararlı olan havuç , içerisindeki A vitamini sayesinde gözlere en iyi gelen ilaç diye düşünebiliriz . Yaşlanma sebebi ile ortaya çıkan hastalıkların önlenmesinde doğal besin kaynağıdır . Gözde meydana gelen katarakt hastalığını tamamen ortadan kaldırması , onu daha sevilesi bir hale sokar . Havuca turuncu rengi veren beta karoten sayesinde bir çok kanser çeşidi ve kalp gibi ciddi rahatsızlıklara karşı vücutta bir koruma kalkanı görevi görmektedir . Sinir hücrelerini onarması ve artı yönde fayda sağlaması ile beyin üzerinde oldukça fazla işlev görmektedir . Lösemi hastalığına yakalanmaya sebep olan hücrelerin büyümesini engelleyerek bu hastalığın gerilemesini sağlayan bir sebzedir . İçerisinde çok fazla lif bulundurması sebebi ile bağırsakları düzenli bir şekilde çalıştırarak sindirim sistemini harekete geçirmektedir . Doğal bir antioksidan olması vücuttaki bir çok toksini ve zararlı maddeyi dışarı atmaya yardımcı olur . Parazitleri temizleyici özelliğinin bulunması sebebi ile mide ve bağırsak üzerinde de oldukça faydalıdır . Vücuda yerleşmiş ve kolay kolay temizlenemeyen bakteri ve virüsleri temizler . Aynı zamanda mikroplarla sürekli bir savaş halindedir . Hücrelerin onarılmasında büyük bir destek vermektedir . Güneşin vermiş olduğu cilt lekeleri ve güneşin zararlı etkilerine karşı koruyucu bir kalkandır . Güzelliğin ön plana çıkmasını sağlayan saç ve tırnaklarda güçlenme etkisini yaratmaktadır . Sivilce ve siyah noktalara iyi geldiği klinik ortamlarda test edilmiş ve bilimsel olarak açıklanmıştır . Diş ve ağız sağlığı için sürekli tüketilmesi gerekmektedir . Vücut üzerindeki faydaları oldukça fazladır ve mutlaka tüketilmesi tavsiye edilen mucizevi bir sebzedir .

Zehirlenmek

Vücutta toksin oranının artması sebebi ile oluşan bir rahatsızlıktır . Kusma neticesinde rahatlama sağlansa da , zehirlenildiğini hissedildiği an derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır . Zehirlenme belirtilerinde halsizlik , baş ağrısı , kas ağrıları , ishal ve yüksek ateş gittikçe artarak insan vücudunu ve psikolojisini olumsuz yönde etkiler . Nabızda oluşan anormallikler ve yüksek ateş sonucu görülen halüsinasyonlar ile kişiyi şoka sokabilir . Geç olmadan müdahale edilmesi gerekmektedir . Bol bol sıvı tüketilmeli ve sıvı veren ilaçlar alınmalıdır . Zehirlenmek , kişinin fark etmesine sebep vermeden genelde uzun süren karın ve mide ağrıları sebebi ile de ortaya çıkabilir . Kişi bu durumu üşütme ile de karıştırabilir . Bazı durumlarda kullanılan antibiyotikler nedeni ile de zehirlenmeler meydana gelmektedir . Bu yüzden antibiyotik kullanımında çok dikkat edilmelidir . Hazır konserve kullanma durumunda bağırsakların kötü yönde etkilenmesine sebep olur ve bu gibi durumlar da zehirlenmeye yol açabilir . Zehirlenme durumu tüm vücudu ve vücut fonksiyonlarını etkileyebilir . Sadece gıda olarak değil , kimyasal maddelerle de zehirlenilir . Bazı temizlik malzemelerinin aşırı kokusuna maruz kalmak da kişide zehirlemeye yol açabilir ve bunlarla beraber solunum yollarında da hasarlara yol açabilir . Zehirli hayvanlar tarafından ısırılmak , gıda ve kozmetik zehirlenmelerine oranla daha kötü bir durumdur . Sinir sistemini felç edebilir ve kan akışını tersine döndürmeye yol açar . Zehirlenme ihtimalinizin olduğunu düşünüyor iseniz ve bu durumda pek bilgi sahibi değil iseniz sağlık bakanlığına ait 114 no’ lu telefonu arayarak yetkililerle görüşüp bu konu hakkında bilgi edinebilirsiniz . Gıda zehirlenmelerine ilk olarak yapacağınız uygulama bol sıvı tüketip zehri atabilmek için yoğurt yemektir. Hemen sonrasında bir doktora başvurmak gerekmektedir .

Çakmak

Çakmak diye adlandırdığımız ateş elde edilen ürün , kibrit bulunmadan evvel icadı gerçekleştirilen çelik bir alettir . Çakmak çakıldığında içinde bulunan çakmak taşından elde edilen kıvılcımla çakmağın içinde bulunan gaz temas ettiğinde ortaya çıkan ateş çakmağı özelleştiren özelliktir . İlkel zamanlarda çakıl taşı diye adlandırdığımız taşlarla ateşi elde eden insan zamanla aklını çalıştırıp çakmağı elde ettikten ve icat ettikten sonra ateş yakmayı daha kolay bir işlem haline getirmiştir . Çakıl taşlarıyla yanan ateşi bulmadan önce insanlar beslenmelerine de dikkat etmedikleri gibi karanlıkta bir hayat sürdürüyorlardı . Ateşin farkına vardıklarında çakıl taşlarına önem verdikleri gibi insan oğlunun ilkel hayatında bir ilerleme söz konusu olmuştu . Çakıl taşları sayesinde bir kıvılcımdan doğan ateş insanların yediği yemeklerin ısıtılıp yenmesinde katkıda bulunduğu gibi gün daha fazla uzuyordu , ateş sayesinde akşamı aydınlattıkları için . En ilkel zamanlardan günümüze kadar uzanan ateş , şimdi bir avucumuzun içinde ve kolayca üretilebilen bir elementtir . Çakmak adı verilen ve bir çok işimizde bize kolaylık sağlayan ateş gerektiğinde ısınmak amaçlı gerektiğinde beslenmek amaçlı ve gerektiğinde ise karaklıktan korkanlarımız için büyük bir nimet haline gelmiştir . Daha ilkel olarak gördüğümüz kibrit ise çakmaktan daha sonra geliştirilmiş bir yöntem olsa da hepimizin gözünde çakmak daha ileri görüşlü bir alettir . Çakmak , ilkel teknolojinin gelişiminde önemli adımlardan biridir . Çünkü çakmak sayesinde aydınlık bulundu ve bir çok icadın gelişiminde destekçi oldu . Çakmak bir çok bilim insanının projelerini taçlandıran aletlerden biri olduğu gibi tüm insanlık adına da önemli bir ilerleyişin anahtarını simgelemektedir . Yakın tarihimizde hepimizin ocağını ve sobasını yakan bir nimet olarakta nitelendirilebilir .

Kil Çamuru

Kil , doğada karşılacağımız ve çok ama çok fazla oranda bulunan bir çamur kürüdür . Saf kili elde etmek oldukça zordur . Kilin içerisinde bulunan maddelerin en çoğu kalker , silis , mika ve demir oksit minerallerinden oluşmaktadır . Genel olarak 0,002 mili metreden çok daha küçük tanelerden oluşan malzemeler kil olarak adlandırılmıştır . Kil , sarıya çalan bir renke sahip olan aynı zamanda kırmızımsı ve esmer renge sahip olduğu bilinmektedir . Bu özelliğin içine dahil olan bileşimler yanıcı madde özelleğine de sahiptir . Bir çok özelliğe sahip olduğu gibi aynı zamanda su emme özelliğine de sahiptir . Bu sebepten dolayı daima nemli bir yapıya sahiptir . Kili meydana getiren maddeleri söylemek gerekirse ; sulu aliminyun ve silikatlerdir . Çok fazla saf olduğu vakit kaolinit adını almaktadır . Ezilmiş kile yeterli miktarda su eklendiği zaman işlene bilme ve şekillene bilme özelliği kolaylaşır . İlkel zamanlarda icatı bulunan kil günümüzde kullanılan önemli malzemelerden birisidr . Bir çok süs veya kullanım amaçlı üretilen objelerin hep alt yapısında kil barındırmaktadır . Sofralarımızı dahi süsleyen bir çok lezzetin baş mimarisi haline gelen kilden üretilen güveçler , kilin içerisindeki maddelerden ve doğal minerallerden dolayı ayrı bi lezzet ayrı bir tat vermektedir . Sadece gıda yani lezzet olarak adından söz ettirmeyen kil aynı zamanda bir çok cilt hastalığına ve cilt kusurlarını örtmekte de baş rol oynayan unsurların en başında gelmektedir . Doğadan elde edildiği için bir çok doğal minerale sahip olan kil insan cildindeki kusurları örtmekte kullanılan bir faktördür . Barındırdığı mineraller ciltte ki kusurlara ve yıpranmalara iyi gelmektedir .

Radyo

Radyo , birinci dünya savaşı başlamadan 12 yıl önce yani 1902 yılında İtalyan mucit Guglielmo Marconi tarafından uzun uğraşlar sonucu elde edilmiş bir buluştur . Kablosuz bir şekilde hiçbir düzenek olmadak bir yerden diğerlerine mesaj gönderebilmeyi farketti . Bu farkındalık sayesinde çoğumuzun kulak verdiği radyo bulunmuş oldu . Guglielmo Marconi , radar diye adlandırdığımız buluşun mucidi olan Hertz ‘in radarı üretmek için yapmış olduğu deneyleri de kullanarak bulunduğu noktadan tam olarak 9 metre uzağında bulunan bir kapı zilini çalmayı başarabiliyordu . Bu eylemi gerçekleştirmek için ise herhangi bir kablo içeren düzenek veya kablo kullanmaya ihtiyaç duymuyordu . Bu durumları gerçekleştirme adına yani kullanmış olduğu yönteme verdiği bi isim vardı ve bu isim ise elektromanyetikti . Elektromanyetik olarak adlandırdığı bu yöntemle radyo dışında birkaç buluşa daha imza atan Guglielmo Marconi ‘nin en büyük icadı radyo olmuştur . 1902 yılında Guglielmo Marconi tarafından icat edilen radyo yüz yılı aşkın süredir Dünya üzerinde kullanılmaktadır . Aslında bu buluşu ile bir çok meslek türetmiş oldu . Günümüzde radyo şov amaçlı veya haberleşmek veya duyuru amaçlı da kullanıkmaktadır . Bu sayede bir çok spiker veya radyo dj ‘yi ortaya çıkmıştır . Aslına bakılırsa büyük bir akım başlatmıştır ve bu sebepten dolayı tarihte tebrik edilmesi gereken insanlardan birisidir . Bir çok insanın hayal gücünün gelişimini de büyük ölçüde destekleyen bir buluştur . Televizyon icadı gerçekleşmeden evvel insanların en büyük eğlencesi haline gelmiş olan radyolar bir çok insanın evinde bulunduğu zaman bir ayrıcalık olarakda görülebilen bir icattır . Tabi ilk üretildiği boyutlarda değildir . Şimdilerde cebimizde taşıdığımız cep telefonlarının içinde dahi bir fonksiyon olarak bulunmaktadır .

DNA NEDİR

DNA , Deoksiribonükleik asit ’ in kısaltılmış vaziyetidir ve canlılardaki biyolojik işlemlerin şifresini taşıyan genleri oluşturur . Vücudumuzda bulunan her hücrede 23 çift “ kromozom ” vardır . Kromozomların içinde ise 50 – 100 bin gen bulunur . Hücrelerin ihtiyacı olan maddelerin üretilebilmesi için gerekli bilgiler DNA ’ da saklıdır . DNA ’da , bilgilerin saklandığı özel bölümlere gen adı verilmiştir . Küçük moleküllerin yüzlercesinin birbirine zincir gibi eklenmesin ile oluşan bir polimerdir . DNA ’ mız bize ait tüm bilgilere sahiptir ve genetik özelliklerin yarısı annenin , diğer yarısı ise babanın DNA’larından alınır . Bakteri veya virüs gibi basit olarak bilinen canlılarda da DNA vardır . Bir hücrenin DNA ’ sı alınıp , bazı kısımları değiştirilerek başka bir hücreye yerleştirilebiliyor . Hücrelerin DNA ’ sı kimyasal olarak kopyalanabiliyor . Hücreden çıkartılan orijinal DNA yerine yapay DNA yerleştirilince, hücrenin , bölünüp çoğalabildiği 2010 yılında tespit edilmiştir . DNA’ yı , ilk kez 1869 yılında İsviçreli F. Miescher keşfetmiştir . Kullanılmış sargı bezlerindeki beyaz kan hücrelerinin çekirdeğini izole edip , hücreleri bazik ortamda parçalayıp çekirdeğin serbest kalmasını sağlamıştır . Çekirdekten geldiği için maddeye “ nüklein ” adını vermiştir . Daha sonra asit özelliği nedeniyle maddeye “nükleik asit” denildi . Hücrelerdeki ipliksi yapıya sahip bölge , 1879 yılında keşfedilmiştir . Maddeye önce “kromatin” sonra “kromozom” adı verildi . Hücre çoğalırken kromozomun önce ayrıştığı ve sonra kendisini kopyalayıp yeni hücreye aktardığı bilim adamları tarafından keşfedildi . Ardından kromozomda DNA olduğu anlaşıldı . DNA’nın yapısında fosfat ve şeker ile “adenin (A)”, “guanin (G)”, “sitozin (C)” ve “timin (T)” olduğu 1900’lerde bulundu . DNA’nın çok uzun bir polimer olduğu 1930 yılında anlaşılmıştır . Bakterilere farklı DNA’lar aktarılınca bakterinin fonksiyonunun değiştiği 1944 senesinde ABD bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır . Böylece genetik özelliklerimizi DNA’nın belirlediği kanıtlandı . E. Chargaff, DNA’nın yapısındaki (A) ve (T) moleküllerinin eşit sayıda olduğunu ve aynı şekilde (C) ve (G) moleküllerinin de eşit sayıda olduğunu buldu . Bu buluş ise günümüzde “Chargaff Kuralı” olarak bilinmektedir .

LAZER EPİLASYON NEDİR

Lazer epilasyon , istenmeyen tüylerden jiletsiz , ağdasız , cımbızsız , epilasyon aletsiz , ağrısız ve acısız kurtulmanın en kolay yoludur . Günümüzde lazer epilasyon , en çok başvurulan ve başarı ile sonuçlanan yöntemdir . Lazer ışığı , kıl köklerini ve istenmeyen tüyleri yakarak yok edip bir daha çıkmamasını sağlamaktadır . 1990 yılında bulunmuş bu yöntem , şimdilerde gelişmiş teknoloji sebebi ile daha çok ucuzlamış , acısız ve ağrısız olduğu için daha çok tercih edilen yöntem haline gelmiştir . Bir cilt uzmanı tarafından kullanılan makine , başlığından tutulup cildinize lazer enerjisi gönderir ve cildinizden tüylerinizin köklerine ulaşarak tüylere uzama işlevini kaybettirir . Kullanılan lazer yalnızca o anda uzayan köklerinize nüfus eder ve %100 sonuç almak için 4 – 8 seans gitmek gerekebilir . Çok koyu cilt rengi olan kişiler için lazer doğru bir yöntem değildir . Bunun sebebi ise koyu ciltlerin , lazer enerjisini absorbe etmesi ve sonucunda ortaya çıkabilecek olan yan etkilerin artmasından kaynaklanmalıdır . Teknoloji gün geçtikçe gelişse de , koyu tene sahip kişiler , açık tenlilere göre daha fazla lazer epilasyon seansına katılmak zorunda kalmaktadırlar . Çok açık renkli tüylere sahip kişilerde de tüylerdeki melanin eksikliği sebebi ile lazer epilasyon tam etki vermeyebilir . Lazer epilasyon için en uygun kişiler , açık tenli ve koyu renk tüylü kişilerdir .

Lazer Epilasyon Hakkında Bilinen Yanlışlar

  • Sadece kadınlara uygulanır : Gerçekte hem kadın hem de erkeklere uygulanabilir .
  • Çok ağrı yapar : Gerçekte , orta seviyede bir ağrı hissedersiniz . Gerektiği durumlarda lokal anestezi veya ağrı kesiciler kullanılır .
  • Sadece yüzdeki tüylere uygulanır : Gerçekte , sadece yüzdeki değil , tüm vücutta gelişen istenmeyen tüylere uygulanabilir .
  • Çok pahalıdır : Seans başına fiyatlandırılır . Gerçekte kalıcı olması ile de pahalı bir tedavi yöntemi değildir .
  • Tüyler 5 sene sonra tekrar çıkar : Gerçekte , seanslara düzenli katılınması durumunda tüyler tekrar çıkmaz .

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

İnsan davranışlarında uzun süreli davranış bozukluğuna sebep olan , kalıtsal veya çevresel faktörlere dayalı hastalıklar olarak bilinir . Toplumda görülme sıklığı &6 ila %10 arasındadır ve psikolojide tanımlanmış bir çok çeşidi vardır . Kişilik bozukluğuna maruz kalan hastaların en kötü yanı , kendi kendilerine psikolojik bir destekte bulunmamalarıdır . Hasta içinde bulunduğu kişilik bozukluğu ile adlandırılan rahatsızlığın , günlük hayatı ve gerçekleri aslından çok farklı algılayıp , problemin kendi bakış açısında ya da düşünce yapısında olduğunu fark etmemektedir . Burada en büyük rol hasta kişinin en başta doktoruna , sonra yakınlarına düşmektedir . Bu hastalık tedavi edilmediği taktirde , sürekli iş hayatını , aile ve sosyal yaşantısını , aşk hayatını ve ikili ilişkilerini , günlük yapmış olduğu en basit işleri dahi olumsuz bir şekilde kötü yönde etkileyecektir . Kişilik bozukluğundan şüphelenen hastada , tedavide ilk dikkat edilmesi gereken şey en hassas nokta olan çocukluk dönemidir . Bunun sebebi , kişinin çocukluğunda yaşadığı travmayı atlatamamış olup , onda kalıtsal rahatsızlıklar bırakmış olabileceğidir . Bilinçaltlarında yer edinen bu travmalar , büyüdükçe gelişen bir veya birden çok kişilik bozukluğuna sebep olmuştur . Kişilik bozukluğu , 18 – 20 yaşları arasında kendini gösterir . Bu hastalığın , zamanla kendi kendine düzelme olasılığı oldukça zayıftır ve psikoterapist yardım almadan düzelmesi zordur . Kişilik bozukluğu çeşitleri , depresif kişilik bozukluğu , saplantılı kişilik bozukluğu , pasif-agresif kişilik bozukluğu , paranoid kişilik bozukluğu , narsistik kişilik bozukluğu ve histrionik kişilik bozukluğudur . Bunların dışında ; ara çeşitler olarak kabul edilen şizoid , sadist , yenilgin , çekingen , borderline , şizotipal ve megalomanlık gibi kişilik bozuklukları da mevcuttur .